Prof. Dr. Filiz AÇKURT
TÜBİTAK-MAM-Gıda Bilimi ve Teknolojisi Enstitüsü Danışmanı
Sağlıklı, kaliteli ve uzun yaşamak istiyorsak sağlıklı
beslenmek zorundayız. Sağlıklı beslenmenin temel kuralı
da, gereksinimlerimizi karşılayacak düzeylerde enerji
ve besin öğelerini düzenli olarak almak.
Vitamin ve mineraller vücutta az miktarlarda bulunan ancak
çok önemli işlevler gören besin öğeleri. Bu grup besin
öğelerinden birisi vücuda yeterli düzeylerde alınamazsa
büyüme ve vücut çalışmalarında aksamalar oluyor. Bedensel
gelişim çalışmalarında aksamalar oluyor. Bedensel gelişim
ve sağlığın yansıra zeka gelişimi ve başarıda olumsuz
etkileniyor.
Ülkemizde yapılan ulusal ve yöresel araştırmalar toplumumuzda
beslenmeye bağlı sağlık sorunlarının halen
devam etmekte olduğunu gösteriyor. Özellikle risk altındaki
bireyler olarak nitelendirilen büyüme çağındaki çocuklar,
gebe ve emzikli kadınlar besin öğeleri yetersizliklerinden
en çok etkilenen gruplar.
Besin öğeleri yetersizliklerinin ortadan kaldırılması
ya da en aza indirilmesinde iki önemli çözüm yolu öneriliyor:
1. Eğitim : Besin öğelerinin
besinsel kaynaklarının satın almadan tüketime kadar geçen
süreçte doğru değerlendirilmesinin halka öğretilmesi gerekiyor.
2. Gıdaların Besin Öğlerince
Zenginleştirilmesi: Günümüzde yetersizliklerin önlenmesinde
en etkin çözüm yollarından biri olarak değerlendiriliyor.
Bu yöntem dünyada pekçok ülkede 1940'lı yıllardan bu yana
uygulanıyor. Bu ülkelerde zenginleştirme çalışmaları ile
besin öğeleri yetersizliklerine bağlı sağlık sorunlarında
önemli ölçülerde azalma, toplum performansında artış saptanmış.
Gıdaların zenginleştirilmesinde temel ilke, toplumda tüketimi
yaygın olan besinlerin yetersizliği görülen besin öğelerince
zenginleştirilmesi. Ayrıca bu uygulamanın maliyetinin
düşük olması, pratik, tüketici tarafından beğenilir ve
güvenli olması gerekiyor.
Toplumumuzun temel gıdası ekmek. Günlük birey başına 350
- 400 gr. ekmek tüketiyoruz. Enerjimizin yaklaşık % 40 -
50' sini ekmekten sağlıyoruz. Son yıllarda " fast
food " olarak tanımlanan ayaküstü beslenmenin yaşam
koşullarına bağlı olarak yaygınlaşması, ekmeğin yerinin
daha da önem kazanmasına neden oldu.
Ekmek üretiminde genel olarak kullanılan buğdayda besin
öğeleri dış kabuk ve özünde bulunuyor. Buğday öğütülüp
un haline getirilirken başta vitamin ve mineraller olmak
üzere besin öğelerinin miktarı azalabiliyor. Ekmek enerji
gereksinimemizin önemli bir kısmını karşılamasına ve diğer
besin öğeleri yönünden katkı sağlamasına rağmen vücutta
önemli işlevler gören vitamin ve minerallerin bazılarını
günlük ihtiyaçlarımızı karşılayacak düzeylerde içermiyor.
Ayrıca toplumumuzdaki beslenme alışkanlıkları genellikle
bu önemli besin öğelerinin yeterli düzeylerde alınmasına
fırsat vermiyor, eğitimsizlik, kaynakların değerlendirilememesi,
yanlış hazırlama ve pişirme uygulamaları etkin tedbirlerin
alınmasını kaçınılmaz hale getiriyor.
Yaklaşık 60 yıldır gelişmiş ve gelişmekte olan pekçok
ülkede ekmeklik buğday unu zorunlu ya da ihtiyari olarak
zenginleştirilerek tüketime sunuluyor. Ülkemizde de her
öğünde soframızda yer alan ekmeğin bu önemli besin öğelerince
zenginleştirilmesi, halk sağlığının korunması açısından
büyük önem taşıyor. Zenginleştirme maliyetinin tüketicinin
alım gücünü zorlamayacak kadar düşük olduğu da belirtiliyor.
Sağlıklı yaşamak her insanın en doğal hakkı. Bu amaca
hizmet eden zengin ekmek ile toplumumuzun her kesiminde
beslenmeye bağlı sağlık sorunlarının önemli bir kısmının
ortadan kalkması ya da en aza indirilebilmesi umudundayız.