Sağlıklı, kaliteli ve uzun yaşamak istiyorsak
sağlıklı beslenmek zorundayız. Sağlıklı beslenmenin temel
kuralı, gereksinimleri karşılayacak düzeylerde
enerji ve besin öğelerini düzenli olarak almaktır. Vitamin
ve mineraller vücutta hayati işlevler gören besin öğeleridir.
Bu grup besin öğelerinin birisi vücutta yeterli düzeylerde
alınmaz ise o besin öğesinin yardımcı olduğu kimyasal
tepkime yürümez, büyüme ve vücut çalışmalarında aksamalar
olur. Bedensel gelişim ve sağlığın yanında zihinsel gelişim
ve başarı da olumsuz etkilenir, toplumsal performans düşer.
Ülkemizde yapılan ulusal ve yöresel araştırmalar, toplumumuzda
beslenmeye bağlı sağlık sorunlarının halen devam etmekte
olduğunu göstermektedir. Özellikle risk altındaki bireyler
olarak nitelendirilen büyüme çağındaki çocuklar, gebe
ve emzikli kadınlar besin öğeleri yetersizliklerinden
en fazla etkilenen gruplar olup bu gruplarda yüksek düzeylerde
beslenme yetersizlikleri gözlenmektedir.
Toplumumuzun temel gıda maddesi ekmektir. Ekmek üretiminde
kulanılan başta buğday olmak üzere tüm danelerde besin
öğeleri dış kabuk ve özünde bulunmakta, öğütülürken saflaştırma
durumuna göre undaki miktarları azalabilmektedir. Tam
buğday unundan yapılan ekmeğin vitamin ve mineral içeriği
daha yüksektir. Aynı zamanda bu ekmeğin sağlıklı yaşamda
önemli yeri kanıtlanmış olan lif (posa) miktarı da daha
fazladır. Ancak ekmek enerji gereksiniminin önemli bir
kısmını karşılaması, protein ve diğer besin öğeleri yönünden
katkı sağlamasına rağmen vücutta önemli işlevler gören
vitamin ve minerallerin bazılarını günlük gereksinimleri
karşılayacak düzeylerde içermemektedir. Ayrıca ülkemizdeki
beslenme alışkanlıkları, genellikle bu önemli besin öğelerinin
yeterli düzeylerde alınmasına fırsat vermemekte, eğitimsizlik,
kaynakların değerlendirilmemesi, yanlış hazırlama ve
pişirme uygulamaları etkin tedbirlerin alınmasını kaçınılmaz
hale getirmektedir.
Gıdaların besin öğelerince zenginleştirilmesi, günümüzde
yetersizliklerin önlenmesinde en etkin çözüm yollarından
biri olarak değerlendirilmektedir. Gıdaların zenginleştirilmesinde
temel ilke, toplumda tüketimi yaygın olan besinlerin
yetersizliği görülen besin öğelerince zenginleştirilmesidir.
Bu çerçevede her öğünde soframızda yer alan ekmeğin vitamin
ve minerallerce zenginleştirilmesi halk sağlığının korunması
açısından yararlı bir uygulamadır. Pekçok gelişmiş ülkede
yaklaşık 60 yıldır ekmeklik un zorunlu olarak veya ihtiyari
olarak zenginleştirilmektedir. Bu toplumlarda besin öğelerine
bağlı sağlık sorunlarının önemli bir bölümü zenginleştirme
ile çözümlenmiştir. Bilimsel verilere dayalı, duyusal
açıdan tüketici kabulü olan, düşük maliyetli üretim koşullarına
ek bir yük getirmeyen zenginleştirme çalışmaları ülkemiz
içinde başlamıştır.
Yapılan bilimsel bir çalışma ile ekmeklik unlar, beslenmemizde
öncelikli olan bazı vitamin ve minerallerce zenginleştirilmiş
ve halkımızın tüketimine sunulmuştur. B1, B2, B6, B12,
C Vitaminleri, Niasin, Folik asit, Demir, Kalsiyum
ve Çinko yönünden zenginleştirilen ekmeklerde, halkımızın
günlük ekmek tüketim düzeyleri, gereksinimleri ve yetersizlik
durumları esas alınmıştır.
Zenginleştirmede kullanılan vitamin
ve minerallerin vücuttaki fonksiyonları;
Sağlıklı yaşamak her insanın en doğal hakkıdır. Bu amaca
hizmet veren zengin ekmek ile artık toplumumuzun her kesiminde
beslenmeye bağlı sağlık sorunlarının önemli bir kısmı
ortadan kalkacak veya en aza indirilebilecektir.